Akciğer Kanseri ve Anti-EGFR Tedavisine Direnç: EML4-ALK füzyonu

2007 yılında; Soda ve ark. tarafından non-small cell akciğer kanseri (NSCLC) saptanan hastalarda, echinoderm microtubule-associated protein-like 4 (EML4) geni ile anaplastik lenfoma kinaz (ALK) geni tarafından kodlanan tirozin kinaz reseptörünün intraselüler parçasının füzyonu ile karakterize yeni bir kromozomal değişiklik saptanmıştır.

EML4-ALK füzyonu, 2. kromozomun kısa kolunda bulunan 2p21 ve 2p23 noktaları arasında kalan yaklaşık 12mb uzunluğundaki kromozomal parçanın inversiyonu (ters dönme) sonrasında meydana gelir ve yapısal olarak aktif kimerik bir tirozin kinazın ekspresyonu ile sonuçlanır.

ALK (2p23) bölgesi yeniden düzenlenmelerinin; anaplastik büyük hücreli lenfomalar, inflamatuar myofibroblastik tümörler ve nöroblastomalardaki varlığı uzun zamandan beri bilinmektedir. Aynı zamanda akciğer kanserinde de tanımlanmıştır. Bu tür hastalarda kullanılmak üzere ALK kinaz inhibitörlerinin geliştirilmesi çalışmaları halen devam etmektedir. Akciğer tümörlerinin yaklaşık %7'sinde saptanan EML4-ALK füzyonlarının çoğu adenokarsinomlarda gözlenmektedir. EML4-ALK füzyonları saptanan olgularda EGFR veya KRAS mutasyonlarının bulunmadığı ileri sürülmektedir.

EML4-ALK pozitifliği Anti EGFR tedavisine (tirozin kinaz inhibitörü ilaçlar-TKIs) direnci ile karakterizedir. Bu da, ALK geni yeniden düzenlenmelerinin bulunduğu, farklı klinik ve patolojik özelliklere sahip yeni bir NSCLC grubunun varlığına işaret etmektedir. ALK kinaz inhibitörleri, EML4-ALK füzyonlu olgularda ilk tedavi seçeneği olabilirler.

ALK geni yeniden düzenlenmeleri; tirozin kinaz inhibitörü ilaçlara direnç ile asosiye olmaları ve ALK kinaz inhibitörü ilaçların kullanımı için uygun olan hastaların belirlenmesinde önemli olması nedeniyle araştırılması gereken kromozomal değişikliklerdendir. Bu değişiklikler günümüzde moleküler sitogenetik (FISH) tekniklerin yardımı ile tanımlanabilmektedir.

« Haberlere Geri Dön